<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel>
<title>Makaleler - DOÇ. DR. YUNUS BALCI</title>
<link>http://www.yunusbalci.com/</link>
<language>ru</language>
<description>Makaleler - DOÇ. DR. YUNUS BALCI</description>
<generator>DataLife Engine</generator><item>
<title>Üç Adam: Niteliksiz Adam, Aylak Adam, Lüzumsuz Adam</title>
<guid isPermaLink="true">http://www.yunusbalci.com/mak/13-z-adam-niteliksiz-adam-aylak-adam-lzumsuz-adam.html</guid>
<link>http://www.yunusbalci.com/mak/13-z-adam-niteliksiz-adam-aylak-adam-lzumsuz-adam.html</link>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><strong><img src="http://www.yunusbalci.com/uploads/makale.jpg" border="0" alt="alt" align="left" /></strong>     Bu bildiride Avusturya'lı yazar Robert Musil'in(1880-1942) 1930'da yayımladığı <strong>Niteliksiz Adam'</strong>ının 1999'da Türkçeye çevrilen birinci cildi ile Sait Faik'in 1947'de yazdığı <strong>Lüzumsuz Adam</strong>'ı ve Yusuf Atılgan'ın 1959'da yayımlanan <strong>Aylak Adam</strong>'ı merkez kişileri bakımından ele alınacaktır.<br />     Avrupa'da 19. yy.da baş gösteren fakat özellikle I. ve II. Dünya savaşlarının buhranlı atmosferinde gelişen roman ve hikâyede farklı bir kahraman tipi yoğun bir şekilde karşımıza çıkmaya başlar. Kökeni eski Grek tiyatrolarına kadar inebilen Antihero (antikahraman) denilen bu tip, batılı romanlarda pek çok olmakla birlikte en çok bilinenlerden biri Robert Musil'in <strong>Niteliksiz Adam</strong>'ıdır. Romanda büyük idealler veya görevler yüklenen kişi yerine güçsüzleştirilmiş, pasifize edilmiş, amaçsızlaştırılmış kişiyi ifade eden bu tipin iki örneği de bizim edebiyatımızda Yusuf Atılgan'ın <strong>Aylak Adam'</strong>ında ve Sait Faik'in <strong>Lüzumsuz Adam'</strong>ında karşımıza çıkmaktadır.</div>]]></description>
<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<pubDate>Thu, 15 Jan 2009 00:04:44 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Mitten Metafora  Yahya Kemal Şiirinde Suyun Ateşle İmtihanı</title>
<guid isPermaLink="true">http://www.yunusbalci.com/mak/14-mitten-metafora-yahya-kemal-juiirinde-suyun.html</guid>
<link>http://www.yunusbalci.com/mak/14-mitten-metafora-yahya-kemal-juiirinde-suyun.html</link>
<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><strong><img src="http://www.yunusbalci.com/uploads/makale.jpg" border="0" alt="alt" align="left" /></strong></div>
<div style="text-align: justify;">            Öncelikle şunu belirtmekte fayda vardır ki; bu bildirinin konusu, Yahya Kemal şiirinde su ya da ateş imgelerinin ayrı ayrı ortaya konuş şekilleri değil; ikisinin bir araya getiriliş şekli, bir arada bulunabilmelerinin şartlarıdır. Suyun ve ateşin ayrı ayrı birer imge olarak onun şiirindeki yer alış ve dönüşüm şekilleri bu bildirinin sınırları dâhilinde değildir. Ayrıca bu noktada Tanpınar'ın çoğunlukla Bachelard fenomenolojisine ve bazen de klasik psikanalizme atıflar yaparak Yahya Kemal şiirindeki su unsurunun yerini belirlemeye çalıştığını da hatırlayalım. Bir şiirin büyüklüğü yaşanan ya da gözlenen şeyin görüntülenmesinde değil, şairin gerçeklikle karşılaşmasıyla harekete geçen algısının görüntülenmesindedir. Sanatçının yaratıcılığa dönüşen eylemi onun varlık karşısındaki uyanıklığıdır. Dolayısıyla Yahya Kemal'deki su ve ateş imgelerinin birlikteliğini veya çatışmalarını anlamaya çalışmak bir anlamda, onun bir şair olarak algı biçimini de sezmek olacaktır. <br /></div>]]></description>
<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<pubDate>Thu, 15 Jan 2009 00:11:36 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Edebiyat Adasında Dört Robenson</title>
<guid isPermaLink="true">http://www.yunusbalci.com/mak/15-edebjeyat-adasnda-dcrt-robenson.html</guid>
<link>http://www.yunusbalci.com/mak/15-edebjeyat-adasnda-dcrt-robenson.html</link>
<description><![CDATA[<div>
<div style="text-align: justify;">        <strong><img src="http://www.yunusbalci.com/uploads/makale.jpg" border="0" alt="alt" width="123" height="121" align="left" /></strong>                                          Bu yazıda adı Robenson olan ve Daniel Defoe'nun ünlü romanı <strong>Robenson Crusoe</strong>'dan şu ya da bu şekilde etkiler taşıyan dört metin üzerinde durulacaktır. Bu metinler sırasıyla Abdülhak Hâmid Tarhan'ın <strong>Robenson</strong> adlı şiiri, Sait Faik Abasıyanık'ın <strong>Robenson</strong> adlı kısa hikâyesi ve Orhan Veli Kanık'ın <strong>Robenson</strong> adlı şiiri ile Cahit Sıtkı Tarancı'nın <strong>Robenson</strong> adlı şiiridir. Burada bir ana metin ile dolaylı ya da dolaysız ondan üreyen, ona atıfta bulunan, ondan beslenen alt metinler arasındaki alış verişin niteliği, değişim ve dönüşümünün tespiti temel amaçtır. Bu değerlendirmede Daniel Defoe'nun Robenson<strong> Crusoe</strong>'su anakara metaforuyla, Türk edebiyatındaki bahsini ettiğimiz dört metin ise ada metaforuyla ele alınacaktır. <br /></div>
<br /><br /></div>
<br />]]></description>
<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<pubDate>Fri, 16 Jan 2009 00:17:25 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Yahya Kemal Şiirinde Anakroninin Diyalektiği</title>
<guid isPermaLink="true">http://www.yunusbalci.com/mak/16-yahya-kemal-juiirinde-anakroninin-diyalektiri.html</guid>
<link>http://www.yunusbalci.com/mak/16-yahya-kemal-juiirinde-anakroninin-diyalektiri.html</link>
<description><![CDATA[<strong><img src="http://www.yunusbalci.com/uploads/makale.jpg" border="0" alt="alt" align="left" /></strong>     Yirminci yüzyıl Türk şiirinin en büyük isimlerinden biri olan Yahya Kemal'in şiirlerinde özellikle sosyal düşünceler bakımdan birbirinin içine giydirilmiş oldukça zengin bir içerik vardır.  Ahmet Hamdi Tanpınar, hocası ve daha sonra da yakın arkadaşı olacak olan Yahya Kemal'den bahsederken "Yahya Kemal'in düşüncesi mekân gibi zaman da tanımıyordu. Daima terkibin peşinde koştuğu için bütün milli tarih, insan evolutionu ile beraber ordaydı. Malazgirt muharebesi İstanbul fethiyle, Milli mücadele Fransız ihtilaliyle omuz omuzaydılar."(Tanpınar 1986, 13) der. Bu cümle Yahya Kemal'deki konu çeşitliliğini vermenin yanında ondaki sosyal zaman fikrini de ifade etmektedir; fakat bunun kronolojik bir mantığın dışında işlediğini de dile getirmektedir.<strong> </strong>]]></description>
<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<pubDate>Fri, 16 Jan 2009 00:59:21 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Beyaz Gemi&amp;#8217;de Geçmiş ve Gelecek</title>
<guid isPermaLink="true">http://www.yunusbalci.com/mak/17-beyaz-gemi8217de-gezmiju-ve-gelecek.html</guid>
<link>http://www.yunusbalci.com/mak/17-beyaz-gemi8217de-gezmiju-ve-gelecek.html</link>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><img src="http://www.yunusbalci.com/uploads/makale.jpg" border="0" alt="alt" align="left" />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Cengiz Aytmatov, &ouml;nce Kırgız edebiyatının, sonra T&uuml;rk d&uuml;nyasının ve en son da t&uuml;m d&uuml;nya edebiyatının &ouml;nemli yazarlarından biri olmuş; bu &ccedil;er&ccedil;evede &ouml;nce Kırgız T&uuml;rklerinin, sonra t&uuml;m T&uuml;rklerin ve ardından da evrensel anlamda insanın var oluş macerasını roman ve hik&acirc;yelerinde işlemiştir. Eserlerinin değeri işte bu noktada, milli ve mahalli konuları, evrensel anlam taşıyan insanın problemlerine d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rebilmesinde yatmaktadır.</div>]]></description>
<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<pubDate>Mon, 19 Jan 2009 14:24:20 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Şeftali Bahçeleri ve Yeni Dünya Tasarımı</title>
<guid isPermaLink="true">http://www.yunusbalci.com/mak/18-jueftali-bahzeleri-ve-yeni-dnya-tasarjemje.html</guid>
<link>http://www.yunusbalci.com/mak/18-jueftali-bahzeleri-ve-yeni-dnya-tasarjemje.html</link>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><img src="http://www.yunusbalci.com/uploads/makale.jpg" border="0" alt="alt" align="left" />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yeni bir d&uuml;nya tasarlama isteği gerek d&uuml;nya edebiyatında gerek bizim edebiyatımızda rastladığımız bir durumdur. Campanella'nın G&uuml;neş &Uuml;lkesi'nden, Thomas Moore'un &Uuml;topya'sına, Francis Bacon'un Yeni Atlantis'ine, Jonathan Swift'in G&uuml;liver'in Seyahatleri'ne; Peyami Safa'nın Yalnızız romanındaki Simeranya'ya, Yakup Kadri'nin Ankara romanının &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; b&ouml;l&uuml;m&uuml;ne, Halide Edip'in Yeni Turan'ına kadar bu &ouml;rnekleri g&ouml;rebilmek m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</div>]]></description>
<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<pubDate>Mon, 19 Jan 2009 20:33:42 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Tarık Buğra&amp;#8217;nın Yarın Diye Bir Şey Yoktur&amp;#8217;unda &amp;#8220;Homo Ludens&amp;#8221;</title>
<guid isPermaLink="true">http://www.yunusbalci.com/mak/19-tarjek-burra8217njen-yarjen-diye-bir-juey.html</guid>
<link>http://www.yunusbalci.com/mak/19-tarjek-burra8217njen-yarjen-diye-bir-juey.html</link>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><img src="http://www.yunusbalci.com/uploads/makale.jpg" border="0" alt="alt" align="left" />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Daha &ccedil;ok tarih &uuml;zerine araştırmalarıyla tanınan Hollandalı Johan Huizinga <strong>Homo Ludens</strong> adlı eserinde insanı tanımlamak i&ccedil;in kullanılan homo sapiens (akıllı insan) ve homo faber (imal eden insan) kavramlarının yanına homo ludens (oyun oynayan insan) kavramını yerleştirmiş ve insanın yery&uuml;z&uuml;nde yaptığı her şeyin temelinin başlangı&ccedil;ta oyuna dayandığını g&ouml;stermeye &ccedil;alışmıştır. Kitabının birinci baskısına yazdığı &ouml;n s&ouml;zde b&uuml;t&uuml;n yapıp etmelerimizi derinlemesine bir &ccedil;&ouml;z&uuml;mlemeye tabi tuttuğumuzda k&uuml;lt&uuml;rel olarak bunların oyundan ibaret olduğunu s&ouml;yler.</div>]]></description>
<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<pubDate>Tue, 10 Feb 2009 22:56:57 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Türk Edebiyatında Deneme Literatürü</title>
<guid isPermaLink="true">http://www.yunusbalci.com/mak/20-trk-edebiyatjenda-deneme-literatr.html</guid>
<link>http://www.yunusbalci.com/mak/20-trk-edebiyatjenda-deneme-literatr.html</link>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<img src="http://www.yunusbalci.com/uploads/makale.jpg" border="0" alt="alt" align="left" />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Batı edebiyatlarında Montaigne'in icadı olan ve olduk&ccedil;a yaygınlık kazanan deneme kavramı i&ccedil;in Cumhuriyet &ouml;ncesinde tecr&uuml;be-i kalemiyye, kalem tecr&uuml;besi gibi tamlamalar kullanılmakla birlikte, essay karşılığında deneme s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n kullanılması Cumhuriyet sonrasındadır. Deneme, bir t&uuml;r olarak T&uuml;rk edebiyatına batı edebiyatlarından ge&ccedil;miştir. Tanzimat sonrasında ve bilhassa II. Meşrutiyet d&ouml;neminde benzer yazılar yazılmasına rağmen denemenin T&uuml;rk Edebiyatında batılı anlamda yer etmesi de yine Cumhuriyet sonrasındadır. <br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dolayısıyla deneme hakkında bibliyografik yazıların varlığı da Cumhuriyet d&ouml;neminde 1940lı yıllara yakın tarihlerdedir. Bu tarihlerden itibaren g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar deneme konusunda &ccedil;oğu 'deneme hakkında deneme' tarzında yazılar olmakla birlikte akademik seviyede makale ve kitaplara da rastlamaktayız. Bu &ccedil;alışmalarda denemenin serbest konulu bir yazı olduğu, samimi bir &uuml;slubu bulunduğu ve denemecinin geniş bir k&uuml;lt&uuml;re sahip olması gerektiği konularında yazarların bir fikir birliği i&ccedil;erisinde olduğunu s&ouml;yleyebiliriz. Ancak denemenin daha doğrusu <em>essay</em> s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n etimolojisi konusunda ve &ccedil;ağın &ouml;nemli bir t&uuml;r&uuml; olduğu veya &ccedil;ağını tamamladığı konularında yazarlar arasında bir fikir birliği yoktur.<br /></div>
<br />]]></description>
<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<pubDate>Tue, 10 Feb 2009 23:29:30 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Tutunamayanlar ve Bilinçaltının Dili</title>
<guid isPermaLink="true">http://www.yunusbalci.com/mak/21-tutunamayanlar-ve-bilinzaltjenjen-dili.html</guid>
<link>http://www.yunusbalci.com/mak/21-tutunamayanlar-ve-bilinzaltjenjen-dili.html</link>
<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;">&nbsp;&nbsp; <img src="http://www.yunusbalci.com/uploads/makale.jpg" border="0" alt="alt" align="left" />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Oğuz Atay'ın <strong>Tutunamayanlar</strong> romanı, son d&ouml;nem T&uuml;rk romanları arasında i&ccedil;eriği, tekniği ve&nbsp; anlatım bi&ccedil;imiyle adından en &ccedil;ok s&ouml;z ettiren romanlardan biri olmuştur.&nbsp; Bu bildiride Oğuz Atay'ın <strong>Tutunamayanla</strong>r'da bir anlatım tarzı olarak başvurduğu bilin&ccedil;altı dili &uuml;zerinde durulacaktır.<br /></div>
<br />]]></description>
<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<pubDate>Wed, 25 Mar 2009 01:47:30 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Gaston Bachelard&amp;#8217;ın Eleştiri Metodu ve Sabahattin Ali&amp;#8217;nin &amp;#8220;Hasan Boğuldu&amp;#8221; Hikâyesi Üzerinde Bir Uygulama Denemesi</title>
<guid isPermaLink="true">http://www.yunusbalci.com/mak/23-gaston-bachelard8217n-elejutjerje-metodu-ve.html</guid>
<link>http://www.yunusbalci.com/mak/23-gaston-bachelard8217n-elejutjerje-metodu-ve.html</link>
<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img src="http://www.yunusbalci.com/uploads/makale.jpg" border="0" alt="alt" align="left" />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu bildiride temel ama&ccedil; &ouml;ncelikle Gaston Bachelard'ın edebiyat eleştirisi ve metin tahlili alanlarına getirmiş olduğu metodunu ortaya koymak ve bunu bir &ouml;rnek hik&acirc;ye &uuml;zerinde uygulamaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gaston Bachelard &ouml;zellikle 20. Y&uuml;zyılın ortalarında Fransız k&uuml;lt&uuml;r ve edebiyatında &ccedil;alışmalarıyla dikkat &ccedil;ekmiş bir filozof ve fenomenoloğdur. Maddenin hayal g&uuml;c&uuml; &uuml;zerindeki etkisine dayalı olarak geliştirdiği metodu 1950'li yıllarda Fransız edebiyat eleştirisinde bir devrim olarak kabul edilmiştir. Onun &ccedil;alışmalarıyla tarihe, biyografiye ve diğer kaynaklara bağlı edebiyat eleştirisi, yerini, temelini hayal g&uuml;c&uuml;n&uuml;n metin i&ccedil;indeki d&ouml;n&uuml;ş&uuml;mlerinden alan tematik eleştiriye, yorumlamacı eleştiriye bırakmış olur.</p>]]></description>
<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<pubDate>Wed, 27 May 2009 00:35:05 +0300</pubDate>
</item></channel></rss>