Ahmet Hamdi Tanpınar, yirminci yüzyıl Türk edebiyatının önde gelen şahsiyetlerinden birisidir. Edebiyatın pek çok türünde eser vermiş olan Tanpınar, bir romancı, bir hikâyeci, bir edebiyat tarihçisi, bir deneme yazarı olmasına rağmen, şiiri diğer edebî türlerden ayrı tutmuştur. Şiiri hayatının en büyük ihtirası haline getirmiş olan Tanpınar’ın nesirlerinde dahi bunun etkilerini görebilmek mümkündür.
(Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, "1980 Sonrası Türk Romanı" Sempozyumu, 27-28 Mart 2008)
Bir şekle, forma sokma, belli bir tip haline getirme olarak ifade edebileceğimiz formasyon sözcüğü, edebiyat ve bilhassa roman söz konusu olunca biraz daha özel bir anlam kazanmaya başlar. Şüphesiz ki roman ve form sözcükleri yan yana geldiğinde kafamızda modern edebiyatın bir ürünü olarak yerleşmiş olan roman türü, bir kurmaca metin olarak canlanır. Her çağın kendi metnini yarattığı gerçeğinden hareket edersek, modern düşünceyle ortaya çıkan romanın, bu düşünce bağlamında bir gelişim ve değişim süreci olduğu bir gerçektir. O halde romanın formasyonu bir anlamda modern mantığın bir çeşit izdüşümü olarak da kabul edilebilir.
|
Takvim
| « Eylül 2009 » |
|---|
| Pt | Sa | Çr | Pr | Cu | Ct | Pz |
|---|
| | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | | 28 | 29 | 30 | |
Etiketler
1980 sonrası roman, Ahmet Hamdi Tanpınar, arketipsel eleştiri, Ayna, Beyaz Gemi, bilinçaltı, Cengiz Aytmatov, deformasyon, deneme, Gaston Bachelard, hikaye, Oğuz Atay, Refik Halit Karay, Tarık Buğra, Tutanamayanlar, Türk edebiyatı, Türk romanı, YArın Diye Bir Şey Yoktur, Yunus Balcı, Şeftali Bahçeleri
|